9 Temmuz 2012 Pazartesi

Gitmek istiyorum.

Neden bu başlığı koydum? Çünkü biraz düşündükten sonra, bütün aksiyonlarımın nedeninin bu olduğuna karar verdim. 'Gitmek istiyorum'.  Gitme nedenleri ne olabilir bir insanın? Ya bulunduğu yerde mutlu değildir, ya bekleyeni yoktur, ya gideceği yerde bekleyeni vardır, ya bir şey bulmaya gidiyordur... Ben yalnız kalıp kendimi bulmaya yardımcı olması için gidiyorum. Ailem, uzun zamandır kişiliğimi geliştiren ve şekillendiren bu ortam olmadan, arkadaşlarım olmadan gerçek 'BEN' kim diye bulmak için. Hem biraz klişe hem de biraz 'özgür kız' durumu gibi gelebilir kulağa. Ama her insanın böyle bir süreçten geçmesi gerektiğine inanıyorum ben. Çünkü bana göre çoğumuz ailemizin, bu ortamın, arkadaşlarımızın doğrularını kendimize doğru diye kesinleştiriyoruz. Ama yolunda gitmeyen şeyler olduğunda, dünyayı anlamayı çalışırken Türkiye'de gelişen ve 'Yok artık! Bu çağda hala nasıl böyle düşünebilirsiniz?!' dedirten olaylara tanıklık edince; evet diyorsunuz bu ben değilim, ben böyle düşünmüyorum.


Dün televizyonda bir tartışma programı izledim. O kadar güzel ve tatlı tartıştılar ki (genelde Türkiye'de olmayan bir tarzda) iki taraf da birbirine saygı duyarak birbirlerini dinledi ama yeri gelince 'Ben size katılmıyorum, benim fikrim bu yönde.' diyebildiler. Konukları Sibel Üresin'di. 'Tek Eşlilik mi? O da ne?' kitabının yazarı. Kendisinin fikri Türkiye'de tek eşliliğin ne yazıkki var olmadığı, yoksa aldatmaların olmayacağı yönünde. Talebi ise diğer eşlerin (çok eşlilikte) tanınması. Bunu istemesinin nedeni de kadınları korumak, kadınları madur etmemek. Ama kesinlikle 'Çok Eşlilik' konusunu savunmadığını, aksine buna karşı olduğunu belirtiyor. Tamam anlıyorum güzel bir amaç yani kadınlar madur olmasın falan filan. Peki sen bunu yasallaştırıp, o kadınları koruma altına alırsan, bu çok eşlilik yaygınlaşmayacak mı? Yasal olduktan sonra nasıl bir gelişme olmasını bekliyorsun? Yasal korumayı, her şeyi geçtim. Bir kadın olarak bunu nasıl kabul edebilirsin? Yani senin eşin bir gece seninle olsun, sonra gitsin 3 no'lu eşiyle olsun, canı sarışın çekerse de 2 no'lu eşine gitsin sonra sana geri gelsin. Nasıl bir mantık, nasıl bir mide bu anlamış değilim. Toplum ahlakını düzeltmeye çalışmalıyız diyorsun. Herkese göre ahlak kavramı değişiklik gösterebilir, ama yukarıda anlattığım döngünün sana hiç ahlaklı geleceğini sanmıyorum. Kadın onurunu, psikolojisini hiçe sayan bu hastalıklı fikirler olduğu sürece Türkiye asla gelişme sağlayamayacak. Çünkü esas gelişme kaldırımları bozup yapmak, güney sahillerine turist çekmek veya ekonomik düzenleme yapmakla olmuyor. Ayrıca erkeklere böyle bir hak veriyorsun, bir de kadınlara versek bu hakkı nasıl olurdu? Düşünün bir kadının da 4 tane kocası olduğunu. İşte o zaman kadına söylenebilecek sıfatların içeriğini siz bulmaya çalışın.


Kadın ve erkek eşittir. Aralarındaki tek fark fiziksel görünümleri ve psikolojik yapılarıdır. 21. yüzyılda hala bunu anlayamayanlarla birlikte yaşıyorum. İşte bu yüzden gitmek istiyorum. Bir de buradan İslam'a giriyor. Eskiden varmış çok eşlilik. Falan filan. O zaman neden varmış hiç araştırdın mı? O zamanlar savaş zamanında kadınların kötü şartlarını iyiye çevirmek onları kalkındırmak amaçlı bir şeymiş, yani bugün düşünüldüğü gibi harem kurmak için değil. Şu zamanda kadınların da böyle bir ihtiyacı olduğunu hiç mi hiç sanmıyorum. Şuan öyle bir şey yasallaşırsa, harem zihniyetli eğitimsiz insanlar bunu öyle bir kullanır ki, aklın şaşar. Kadınları madur etmek istemiyorsak, onları eğitmemiz lazım. Eğitimli kadın zaten erkeğe yalnızca duygusal ve fiziksel anlamda ihtiyaç duyar, başka hiçbir anlamda değil. Erkeği de kadını da eğitirsek - kadın erkek deyip durmak istemiyorum- yani insanı eğitirsek, toplumun huzuru da geleceği de daha olumlu olur. Yakın zamanda insanlarımızın bu fikirleri anlayabilmesi dileğiyle...